Kumarı bırakmak isteyen pek çok insan, aslında bunu içten içe çok uzun zamandır istiyordur. Peki nedir bizi sürekli o ekrana geri döndüren? İnternetteki bahis siteleri, canlı casino uygulamaları ya da sanal slot makineleri… Bunların hepsinin ortak bir amacı var: Sizi mümkün olduğunca uzun süre ekrana bağlı tutup, kaybettiğinizde bile “bir el daha” dedirtebilmek. Ama çoğu kişi ilk başta “Sadece vakit geçiriyorum, bütçemi aşmam” diye düşünerek başlar. Sonra bir bakmışsınız, sabahın üçünde hâlâ aynı ekrana bakıyorsunuz, cebinizdeki son parayı da yatırmışsınız ve kumarı bırakmak da hayal olmuş.
Bu yazıda kumarhanelerin sizi sitenin içinde tutmak için zihninizde kurduğu tuzaklardan bahsedeceğim. Aslında amacım bu döngünün nasıl işlediğini fark ettiğinizde kumarı bırakmak yolunda önemli bir adım atmanızı kolaylaştırmak. Çünkü fark etmeden değişmek, iyileşmek mümkün değildir.
Şimdi düşünün: Akşam işten yorgun geldiniz, elinize telefonu alıp sosyal medyada gezinirken bir bahis reklamı görüyorsunuz. “Hoşgeldin bonusu, 10 TL’ye 100 oyun hakkı.” İçinizden “Ne çıkabilir ki?” diyorsunuz, belki merak ediyorsunuz, o 10 TL’nin size zarar vermeyeceğini düşünüyorsunuz. Birkaç dakika sonra 10 TL atıp 20 TL kazanıyorsunuz. Kalbiniz biraz hızlı atmaya başlıyor. “Bu işte bir şey var” hissi, aslında beyninizin ödül sistemini uyandırıyor. O an bilmiyorsunuz ama psikolojik tuzak devreye girmiş oluyor bile. Kazandığınız parayı çekmek aklınıza gelmiyor; çünkü kazanma hissi, kaybetme korkusundan daha baskın oluyor. Tam bu noktada kumarın size sunduğu ilk yalan devreye giriyor: “Şansın bugün açık.”
Şimdi bu ilk zehri aldıktan sonra, yani 10 TL’yi 20 TL yaptıktan sonra çok güçlü psikolojik tuzaklar başlıyor.
Klasik slot makinelerinde veya sanal rulette her dönüşte kazanmazsınız. Ama kazandığınız anlar rastgeledir. İşin psikolojik yanı şu: Beyin, ne zaman ödül geleceğini kestiremediği için daha çok bağlanır. Sokaktaki simitçiden her gün aynı simidi alsanız heyecanlanmazsınız. Ama bazen hiç para vermeden simit alabilseniz, yani her seferinde farklı bir sonuçla karşılaşsanız, o simitçinin önünde her gün beklersiniz. Aynı şey sanal kumar için de geçerli. Kazandığınız küçük miktarlar, beyninize “Hımm, bu olabiliyorsa, bir dahakine büyüğü de olabilir” mesajını gönderiyor.
Bu noktada, kendini suçlamaya başlayan çok insan görüyorum. “Nasıl bu kadar aptal olabilirim, elimdeki parayı niye çekmedim?” diye kendi kendilerini yiyip bitiriyorlar. Ama emin olun burada aptallık yok, gayet iyi tasarlanmış bir sistem var. Eğer kendinize sürekli kızıyorsanız lütfen şunu unutmayın: Kumar sitelerinin arkasındaki algoritmalar, sizin tam kaybetmek üzereyken küçük bir kazanç verip tekrar bağlanmanızı sağlar. Yalnızca bunu bilmek bile kendinize kızmayı bırakmanız için çok yeterli bir sebeptir. Kumarı bırakmak için atacağınız ilk adım, kendinizi suçlamayı bırakmak olmalıdır.
Günlük hayattan örnek verelim: Diyelim ki bir akşam oturdunuz, 200 TL yatırdınız. Ve bu 200 TL’yi hızlıca kaybettiniz. Sonra içinizden “Şimdi kalkarsam bu 200 TL boşa gitmiş olur” dersiniz. Oysa kalkmak en akıllıca harekettir. Ama işte o iç ses kazanmanın tam zamanı olduğunu fısıldar. 200 TL daha yatırırsınız. Onu da kaybedince “Nasıl olsa battı, 500 daha atayım, toparlarım” dersiniz. Bu döngü, evde tek başınıza oturmuş, kimseye hesap vermeden, sadece ekrandaki renkler ve sesler eşliğinde ilerler. Saatler geçer; dışarıda hava kararır, içinizde bir huzursuzluk büyür. Sonra o an gelir: Ya hiç para kalmaz ya da limiti aşıp borçlanırsınız. Ardından gelen pişmanlık, ilk kaybettiğiniz 200 TL’nin yanında solda sıfır kalır.
Bu yüzden kayıpları kovalamayı bıraktığınız an emin olun artıya geçmiş olacaksınız. Gideni değil, kalanı korumaya odaklanın lütfen. Uzmanların önerdiği kumar bağımlılığı tedavisi yöntemlerinin neredeyse tamamı, kayıpları kovalamayı durdurmayı ilk ve en önemli adım olarak gösterir.
İnsanlar, canlı krupiyeli oyunlarda ya da sanal pokerde ya da slotta “Ben strateji yapıyorum, karşımdaki sistemi yenebilirim” sanır. Halbuki rastgele sayı üreteci olan oyunlarda sizin ne yaptığınızın hiçbir önemi yok. Önceki elin sonucu, bir sonrakini etkilemez. Ama beyin buna inanmak istemez. Çünkü kontrolün sende olduğuna inanmadığında, tamamen kontrolsüz bir şeye para yatırdığını kabul etmen gerekir. Bu, çoğu insanın kaldıramayacağı bir gerçektir. Bu yüzden “Ben kırmızıya basarım, 3 eldir siyah geliyor” gibi batıl inançlar üretiriz. Sanal ortamda bu batıl inançlar daha da güçlenir, çünkü yanınızda sizi uyaracak kimse yoktur. Profesyonel kumar terapisi süreçlerinde en çok üzerinde durulan konulardan biri de işte bu kontrol yanılsamasının fark edilmesidir.
Bu tuzakların ortak özelliği, size hızlı karar aldırtması ve pişmanlık hissini erteletmesidir. O ekran başında geçen her saat, aslında “Bir daha yapmayacağım” dediğiniz anları size unutturur. Eğer bu yazıyı okurken içinizden “Bu aynı ben” diyorsanız, lütfen yalnız olmadığınızı unutmayın. Bu tuzaklara düşmek karakter zayıflığı değil, insan beyninin kumar için tasarlanmış bir sisteme maruz kalmasıdır. Önemli olan, bu tuzağı fark ettiğiniz an kendinize “Dur” diyebilmek. Ve tabii ki bu o kadar kolay değil. İlk adım, bir sonraki kaybınızda “Şimdi kapatıyorum” düğmesine basmak olmalı. Ardından günlerce o dürtüyle baş etmek gerekecek. Ama unutmayın: Sanal kumarın size sunduğu heyecan, kaybettiğiniz paranın ve zamanın yanında hiçbir şey. O ekran karardığında geriye kalan sadece siz ve içinizdeki boşluk oluyor.
Bu yöntemi Almanya’da psikolog Gabriele Oettingen geliştirdi. Özetle beyninizin “Hayal kurma” ile “Gerçekleri görme” kısımlarını aynı anda çalıştırıyorsunuz. Amaç, sizi felç eden umudun peşinde koşmayı bırakıp, gerçeği görmenizi sağlayacak bir farkındalık yaratmak.
Şimdi bunu kumar özelinde değil, çok daha masum bir örnekle anlatayım, sonra kumara uyarlayalım:
Diyelim ki canınız çok fazla abur cubur çekiyor. Bir kutu çikolata almayı düşünüyorsunuz. Zihinsel kontrastlama şöyle yapılır:
Önce bunu yaptığınızda pozitif hayal kurun: “Şu çikolatayı alsam, ilk lokmada o lezzetle kendimden geçerim, birkaç dakikalık müthiş bir mutluluk yaşarım. Kendimi ödüllendirmiş olurum.” Dediniz. Bu sizin çikolatayı yediğinizdeki pozitif hayaliniz.
Hemen arkasından gerçek engeli de hayal edelim: Gerçekçi senaryoda muhtemelen şunu dersiniz: “Ne yazık ki o kutuyu açtığımda bir daha duramayacağımı biliyorum. Yarım kutu çikolatayı bitiririm, sonra kendimi suçlu ve şişkin hissederim. Akşam spora gidecektim, gitmek istemem. Asıl canımı sıkan şey, o 5 dakikalık zevkten sonra gelen pişmanlık oluyor.”
Bu iki düşünceyi arka arkaya tuttuğunuzda beyniniz “Çikolata” ile “Pişmanlık” yan yana gelir ve otomatik olarak o çikolataya uzanma isteği azalır. Bakın sihirli bir şey yok, sadece beyniniz iki sonucu aynı anda görmeye başlıyor.
Şimdi aynı yöntemi sanal kumarı bırakmak için uygulayalım:
İlk olarak olumlu sonucu hayal edelim:
“Elimde kalan son 500 TL’yi yatırdım. Şansıma bir anda 10 bin TL yaptım. Ekrandaki yeşil renkler, ‘Büyük Kazanç’ yazısı… Heyecandan elim titriyor. Hemen telefonu alıp eşime/dostuma ‘Bak ne kazandım!’ diye gösterebilirim. O borçlu olduğum arkadaşa parayı geri öderim. Birkaç hafta rahatlarım. Ne güzel olur.” Bunu bir yere yazın.
İkinci olarak hemen ardından, mevcut gerçekliğinizdeki en büyük engeli düşünün (en acı ama en gerçek olanı):
Oraya da muhtemelen şunu yazarsınız: Kimseyi kandırmayalım. Geçmişte böyle kazandığım oldu mu? Evet, küçük kazançlarım oldu. Peki ne yaptım? Kendimi durduramadım ve parayı çekmedim. ‘Bir daha deneyeyim, belki daha da büyür’ dedim. Sonra 10 bin TL’yi de kaybettim. Üzerine bir 5 bin TL daha yükledim. O gece sabaha kadar ‘şimdi gelecek, şimdi olacak’ diye bekledim. En sonunda sıfırlandığımda, duvara bakakaldım. Kazandığım parayı çekmediğim için kendimden nefret ettim. Yani bu sefer kazansam bile duramayacağımı biliyorum. Çünkü bu tuzak benim zaafıma oynuyor. O yüzden ‘büyük kazanır, borçları kapatırım’ hayali, benim için sadece bir tuzak. Gerçek engelim şu: Kazansam da kaybetsem de o gece ekrandan ayrılamıyorum.” Bunu da bir önceki olumlu hayalin altına yazın.
Şimdi bu iki cümleyi arka arkaya okuyun. İlki sizi heyecanlandırır, ikincisi midenize bir yumruk gibi oturur. İşte bu ikili duygu, o “hemen yatır” düğmesine basma isteğinizi %70 oranında düşürür.
Bu yöntem hiçbir zaman sihirli bir şekilde isteğinizi tamamen sıfırlamaz. Ama size zaman kazandırır. O 5 dakikalık beklemeyi başardığınız anda, beyninizin ödül sistemi gevşemeye başlar. Ve işte tam o anda, asıl kazanç başlar: Kendi kontrolünü geri aldığınızı hissetmek. Bu da sanal kumarın asla size veremeyeceği, gerçek bir özgüven duygusudur. Kumarı bırakmak için de temel niteliktedir.
Kumar siteleri hızlı karar aldırmak için tasarlanır. Bunu bozmak için bir kâğıda 1’den 50’ye kadar sayılar yazın. Oynamadan önce rastgele bir sayı seçip o kadar saniye bekleyin (mesela 28 saniye). Bu sürede telefonu ters çevirin, nefes alın. Sonra bir sayı daha seçip o kadar saniye daha bekleyin. Birkaç denemede bu bekleme süresinin dürtüyü nasıl kırdığını göreceksiniz. Az bilinir çünkü kimse “kendi hızını kesmeyi” istemez. Ama o dürtüye karşı gelmek ve kumarı bırakmak için çok işe yarar bir yöntemdir.
Klasik “kaybettiğim parayı düşünme” yerine, kazandığınız her zafer anını zihninizde yeniden canlandırın ama tam kazanacağınız sırada sitenin kapandığını hayal edin. Bu egzersiz beynin ödül devresindeki dopamin tepkisini söndürmede çok etkilidir. Her gün, gerçekten kazandığınız bir anı alıp, “peki ya o anda ekran donup param da yanmış olsaydı” diye 20 saniye kurun. Bir hafta sonra kazanma hayalleri size daha az çekici gelmeye başlar.
Kendinize “Sevgili [kendi adınız], biliyorum şu an oynamak istiyorsun. Ama daha önce her oynadığında nasıl hissettiğini hatırlıyor musun?” diye başlayan bir mektup yazın. Bu mektubu kendi el yazınızla ve bir arkadaşınıza yazar gibi yazın. Mektupta “Seni suçlamıyorum, ama bu sefer farklı bir şey dene” deyin. Cüzdanınıza koyun. Her oynama isteğinde okuyun. Bu sizin düşüncelerinizi yeniden şekillendirmenizi sağlar, çok basittir ve çok da etkilidir. Kumarı bırakmak için de harika bir yöntemdir.
Bu yöntemlerin hiçbiri tabii ki mucize değil. Ama düzenli uygulandığında, beyninizin sanal kumar için kurduğu otomatik rotaları zayıflatırlar. Denemek için bir seferde sadece birini seçin, hepsini birden yapmaya kalkmayın. Amacınız kendinizi daha fazla yormak değil, tuzakları fark edip sessizce yolunuzu değiştirebilmek olmalı. Kumarı bırakmak zordur, evet. Ama imkânsız değildir. Ve unutmayın, bunu sadece gerçekten kumarı bırakmak isteyen birisi başarır.
Umarım bu yazı işinize yarar. Çok güzel bir hayatınız olsun!