Blog Ayrıntıları

Aşırı Fedakarlık: Nasıl Başlar ve Geçer?

Aşırı fedakarlık bence üzerinde çok fazla durulması gereken bir başlık. Hayatın bir döneminde hepimiz şu soruyu sormuşuzdur: “Peki ya ben?” Ama çoğumuz cevabı ertelemişizdir. Çünkü önce herkes mutlu olmalı, önce herkes tamamlanmalı, önce herkes gülümsemeli. Peki ya sen?

Aşırı fedakarlık, toplumda çoğu zaman “olgunluk” veya “diğerkâmlık” diye adlandırılsa da, aslında sessiz bir benlik erozyonudur. Şöyle başlar: Hayır demek istersin ama “evet” dersin. Kırıldığın halde “Sorun yok” dersin. Kimse senden uzaklaşmasın diye kendi sınırlarını bir bir aşarsın. Peki neden? Çünkü için için şunu fısıldar bir ses: “İnsanları üzersem, beni sevmezler.” Ve işte o an, aşırı fedakarlık tuzağına düşersin.

Hep “Anlayışlı Sen” Olursun

Bu role o kadar alışırsın ki artık kostümün teninin bir parçası olur. Hep alttan alan sensindir. Hep affeden, hep hoş gören, hep idare eden… Ve yine hep karşı tarafı düşünen yine sensindir. İnsanlar seni “çok olgun”, “çok sabırlı”, “çok vefalı” diye tanımlar. Kulaklarına hoş gelir bu sözler. Ama için kanar. Çünkü sen farkındasındır: Bu olgunluk değil, silinmektir.

Yorgunluk Birikir, Fark Edilmez

Bir gün uyanırsın ve şunu hissedersin: Yoruldum. Ama bu sadece bedensel bir yorgunluk değil. İçten içe biriken, adı konmamış, tarifi zor bir bitkinlik… Çünkü kendini hep geri plana attığın için, artık ön sıralarda yerin kalmamıştır. Ve en acı kısmı şudur: Herkesi memnun etmeye çalışırken, kimse gerçekten seni tanımıyor. İnsanlar senin gerçek düşüncelerini değil, onlara uyum sağlayan versiyonunu görüyor. Seni sevdiklerini sanıyorlar. Ama sevdikleri şey, senin “onlar için olduğun kişi”. Peki ya senin öfken? Peki ya senin hayallerin, kırgınlıkların, sınırların, “hayır”ların? Onlar nerede?

“Olgunluk” Maskesinin Arkası

Maalesef birçok insan bu durumu olgunluk diye adlandırır. “Ne kadar fedakar, ne kadar büyük yürekli!” Hayır. Gerçek olgunluk, herkesi mutlu etmek değildir. Gerçek olgunluk, kendinden vazgeçmeden ilişki kurabilmektir. Olgun insan, hayır diyebilendir.  Ve ayrıca kırıldığında bunu ifade edebilendir. Olgun insan, başkalarının mutluluğunun kendi mutluluğundan daha değerli olmadığını bilendir.

Ne Yapmalı?

Eğer bu satırlarda kendini gördüysen, dur. Derin bir nefes al ve şunu bil: Aşırı fedakarlık erdem değil, bir alışkanlıktır – hem de yıpratıcı olanından. Küçük adımlarla başlayabilirsin: Bugün “hayır” diyebileceğin bir şey bul. İncanı kibarca söylemeyi dene. Bir sınır koy ve onu koru. İlk başta suçluluk hissedebilirsin. Hatta belki bazıları seni “bencil” bile bulabilir. Ama unutma: Kendine ihanet etmeden sevmek, bencillik değil, sağlıklı olmaktır. Çünkü sen de herkes kadar var olmayı hak ediyorsun. Yalnızca onlar için değil, kendin için de.

Bizi sosyal medyada takip edin:
YouTube | Instagram | Spotify | WhatsApp TikTok