Çekingenlik.. “Şu çok sessiz, kimseyle konuşmuyor” etiketini kaç kere yediniz bilmiyorum. Ama şu soruyu hiç sordunuz mu: Ben gerçekten çekingen miyim, yoksa içimde bitmeyen bir kaygı mı var? İkisini ayırt etmek sandığınızdan daha önemli.
Şöyle düşünün: Bir arkadaş grubuna yeni katıldınız. İlk yarım saat hiç konuşmuyorsunuz, kenarda duruyorsunuz, kıyıda köşede bekliyorsunuz. Bu sizi otomatik olarak “sosyal anksiyeteli” yapar mı? Hayır.
Çekingenlik dediğimiz şey aslında ısınma süresidir. Çekingen insanlar zamanla ortama alışır, tanıdıkça rahatlar, güven duydukça dökülür. Yani bir süre sonra o sessizlik erir, yerini doğal bir hale bırakır.
Peki ya o erime olmuyorsa? İşte orada iş değişiyor.
Sosyal anksiyetede sessizlik değil asıl sorun, zihnin durmaması. Şöyle anlatayım:
Bir ortamda sessizsinizdir ama içinizden geçenler size eziyet eder:
“Şimdi boş mu konuştum?”
“Şu anda bana mı gülüyorlar?”
“Keşke şu cümleyi kurmasaydım.”
Sadece orada değil, eve döndükten saatler sonra bile o anları tekrar tekrar izlersiniz kafanızda. Bir arkadaşa “Merhaba” bile deseniz, tonlamanızı, bakışınızı analiz edersiniz. Hatta mesaj yazarken silip silip tekrar yazmak da cabası.
Bu çekingenlik değil. Bu sürekli alarmda olma hali.
Sanmayın ki çekingen insanlar özgüvensizdir. Çoğu zaman çekingen biri gayet iyi bilir ne söyleyeceğini, sadece söylemek için doğru anı bekler. Sosyal anksiyetede ise mesele özgüven de değildir. Kişi aslında yeteneklidir, bilgilidir, anlatacak çok şeyi vardır ama o “ya rezil olursam” korkusu her şeyi bloke eder.
Küçük bir örnek: Restoranda garsona sipariş vermek.
Çekingen biri için “Biraz çekiniyorum ama söylerim hallederim.”
Sosyal anksiyete yaşayan biri için “Ya sesim titrerse, ya yanlış sipariş verirsem, ya herkes bana bakarsa?” → Bazen hiç yemek yemeden çıkıp gider.
Kendinize şu iki soruyu sorun yeter:
1. Ortama alışınca rahatlıyor muyum, yoksa sürekli aynı gerginlik devam mı ediyor?
Rahatlıyorsanız → Çekingenlik
Gerginlik bitmiyorsa → Sosyal anksiyeteye yakın
2. Sessiz kaldığım için kendimi suçluyor muyum?
Hayır, sadece tercihim sessiz kalmaksa → Çekingenlik
Evet, saatlerce “Neden konuşmadım?” diye düşünüyorsam → Sosyal anksiyete
Lütfen şunu unutmayın: Çekingenlik, karakterinizin bir parçası olabilir. Sizi daha düşünceli, daha gözlemci ve daha derin biri yapar. Toplum “Ben neden sessiz değilim?” diye telaş yapmasın diye çekingen insanları patolojikleştirmeyi seviyor ama çoğu zaman ortada bir hastalık yok.
Eğer kişisel ve iş hayatınız aksamıyorsa, sadece biraz daha yavaş ısınıyorsanız, bu çekingenlik gayet sağlıklıdır.
Ama şu sesli düşünceler hayatınızı ele geçirmişse, bir uzmana danışmakta hiç mahsur yok. Sosyal anksiyete tedavi edilebilir bir durumdur.