Öz güvensizlik, hayatın hemen her döneminde karşımıza çıkabilen, motivasyonu düşüren ve potansiyelimizi gerçekleştirmemizi engelleyen en yaygın duygusal zorluklardan biridir. Peki bu hisle başa çıkmak mümkün mü? Uzmanlar ve öz güvensizlikle çalışan terapistlerin deneyimlerine göre, cevap kesinlikle evet.
Öz güvensizlik konusunda çalışılmış onlarca danışanın ortak hikayesinden çıkan en önemli gerçek şu: Kendimize olan güvenimiz, başkalarını çok fazla dinlediğimizde azalıyor.
İçimizdeki o tanıdık sesi duyarız hepimiz:
“Yapamazsın.”
“Nasıl yapacaksın?”
“Geçen sefer de yapamamıştın.”
İşte bu ses, aslında sizin değil. Bu ses, bir yerden duyup zamanla içselleştirdiğiniz, dışarıdan alınmış bir eleştiridir. Öz güvensizlik çoğu zaman “yetersiz olmakla” değil, yanlış sesleri doğru zannetmekle ilgilidir.
Her sabah kalktığınızda, aynaya bakmanıza bile gerek yok. Telefonunuzu elinize alın ve kendinize şu soruyu sorun:
“Bugün kendimde sevdiğim bir şey ne?”
Yanıtlar çok küçük olabilir:
“Bugün bir arkadaşımı gerçekten dinledim.”
“Bugün işe zamanında gittim.”
“Bir fincan çayı farkında olarak içtim.”
“Bugün kendime ayırabildiğim 10 dakikam oldu.”
Bu adımlar kulağa basit gelebilir. Ancak şunu unutmayın: Öz güven büyük eylemlerle gelmez. Küçük küçük birikir. Her tutarlı küçük başarı, öz güven duvarına konulmuş bir tuğladır. Öz güvensizlik ise tam da bu tuğlaları görmezden geldiğimizde büyür.
Öz güvensizlikle ilgili en yanlış anlaşılan noktalardan biri de şudur: Kendinizi yetersiz hissettiğinizde, bundan utanmak yerine bilin ki bu his, büyümek için hazır olduğunuzu gösterir.
Hiç kimse çok rahat ve çok mutlu hissederken büyümez. O sıkışma hissi, yetmiyormuş gibi durma hali, aslında değişimin başlangıcıdır. Rahatlık alanı dönüşümün değil, durağanlığın alanıdır. Öz güvensizlik anlarında hissettiğiniz o huzursuzluk, aslında sizi bir sonraki seviyeye taşıyacak olan enerjidir.
Bu ses senin değil. İçindeki eleştirmen, bir yerden duyup içselleştirdiğin bir şeydir. Onu sorgulama hakkın var.
Küçük şeyler büyük öz güven yapar. Bugün yaptığın küçük ama doğru şeyleri fark et. Onlar görünmez birikiyor.
Yetersiz hissetmek = büyümeye hazır olmak. Bu his geldiğinde kaçma. “İşte şimdi değişim başlıyor” de ve kendine iyi davran.
Her sabah bir soruyla başla: “Bugün kendimde sevdiğim bir şey ne?” Bu soruyu içtenlikle cevapladığın her gün, öz güvensizlik biraz daha azalır.
İçsel eleştirmenin kaynağını sorgulayın: “Bu ses bana ne zaman, kimden geldi?” sorusunu sorun. Aldığınız eleştirileri gerçek verilerle karşılaştırın. Çoğu zaman o sesin size ait olmadığını göreceksiniz.
Her gün bir “kendinde sevdiğin şey” bulun: Küçük bile olsa, kendinizi fark etmeye alıştırın. Öz güvensizlik tam da kendimizde iyi bir şey göremediğimizde beslenir.
Yetersizlik hissini davet edin: Geldiğinde içinizden “İşte büyüme anı geliyor” deyin ve kendinize o anda normalden biraz daha iyi davranın. Bu, öz güvensizlikle baş etmenin en güçlü anahtarlarından biridir.
Soru: Öz güvensizlik ile alçak gönüllülük aynı şey midir?
Cevap: Hayır. Alçak gönüllülük gücünün farkında olup onu göstermemektir. Öz güvensizlik ise sahip olduğun gücü görememektir.
Soru: Öz güvensizlik tamamen kaybolur mu?
Cevap: Tamamen kaybolması gerekmez. Önemli olan onunla nasıl ilişki kurduğunuzdur. Gelen öz güvensizlik anlarını büyüme sinyali olarak okumayı öğrenebilirsiniz.
Soru: Sabah sorusunu unutursam ne olur?
Cevap: Önemli değil. Unuttuğunuz gün kendinizi suçlamayın. Ertesi gün tekrar sorun. Öz güven bir kerede değil, zamanla inşa edilir.
Öz güvensizlik sandığımız kadar aşılmaz bir duvar değil. Küçük farkındalıklarla, sabah sorduğumuz basit bir soruyla ve yetersizlik hissini yeniden çerçeveleyerek öz güven inşa edilebilir. Unutmayın, o iç ses çoğu zaman sizin değil. Siz iseniz, bugün kendinizde sevdiğiniz bir şeyi fark eden kişi.
Hiç kimse çok rahat ve çok mutlu hissederken büyümez. O sıkışma hissi, o yetmiyormuş gibi durma hali, değişimin başlangıcıdır. Sadece o an kendine biraz daha iyi davran.
Bugün sizin kendinizde sevdiğiniz bir şey ne? Yorumlarda paylaşın ve öz güvensizlikle ilgili bu yolculuğa siz de başlayın.