Blog Ayrıntıları

ADHD (DEHB) ve Başlayamama: Tembellik Değil Beyin Yapısı

ADHD (DEHB).. Birçoğumuz ADHD’yi (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) “tembellik” zannederiz. Kendimize kızarız, “Hadi artık, şu işi de bitir de kurtul” deriz. Ama elimiz bir türlü gitmez. Sanki görünmez bir duvar vardır önümüzde ve bizi engeller. Bir yandan da beynimizle savaş veririz. Gitmemiz gereken yeri biliriz ama adım atacak mecalimiz yoktur. Bugün bu duvarın ne olduğundan ve ADHD ile yaşarken harekete geçebilmek için neler yapabileceğimizden bahsedeceğim.

DEHB ile boğuşan herkesin hayatının en büyük sorunlarından biri “Bir işe başlayamamak”tır. Bakın özellikle altını çiziyorum: ertelemek değil, başlayamamak.

Bölüm 1: Başlamanın Anatomisi (Ya da Anatomisizliği)

Çoğu insan için bir şeylere başlamak aşırı zor değildir aslında. Yapılması gerekeni düşünürler, kalkarlar ve genellikle de yaparlar. Peki ADHD (DEHB) yaşayan birinde durum ne oluyor?

ADHD (DEHB) ‘li bir yetişkin olarak o işi yapman gerektiğini düşündüğün an, aslında bir değil, binlerce şey düşünmeye başlıyorsun. Diyelim ki mutfağı toplaman gerekiyor. Zihninde o an sadece “mutfağı topla” komutu yoktur. O komutun arkasından hemen bir ses getirir: “Mutfağı topla ama ondan önce bulaşık makinesini boşaltmalısın.

Bulaşık makinesini boşaltmak için de tezgahta yer açmalısın. Tezgahta yer açmak için de şuradaki poşetleri çöpe atmalısın. Poşetleri çöpe atarken çöpü de değiştirmelisin. Acaba çöp poşetleri bitti mi? Evet bitmişti. Marketten çöp poşeti almayı sakın unutma. Zaten market alışverişi de yapılacak. Akşama ne yiyeceğiz? Akşam yemeği için bir şeyler hazırlayayım.”

Bakın ne oldu farkında mısınız, konu mutfağı toplamaktan akşam yemeğine geldi mesela.

Ve bu düşünce silsilesi, daha ayağını kıpırdatmadan seni içinden çıkılmaz zihinsel bir girdaba sokar. Başlamak için gereken o ilk enerji de bu girdapta kaybolur. Ortada bir iş vardır ama sen zihnen o işi yapmanın tüm olasılıklarını, engellerini ve yan görevlerini düşünmekten bitkin düşersin. İşte ADHD (DEHB) ‘nin bu yönü, çoğu zaman “tembellik” olarak yanlış etiketlenir. Sonuç olarak da tek yaptığın şey belki koltukta telefona bakmak olur. Çünkü telefon, o zihinsel gürültüyü geçici de olsa susturan tek sığınak gibi görünür sana.

Bölüm 2: “Yapmalıyım”ın Ağırlığı ve Suçluluk

Peki bu durumdayken duygularımızda neler oluyor? İşte asıl can alıcı nokta burası. ADHD (DEHB) kaynaklı başlayamamak sadece bir eylem eksikliği değildir aslında; beraberinde çok büyük bir suçluluk duygusu, öfke ve hayal kırıklığı da getirir.

Sabah kalkarız, “Bugün kesin şu dosyayı hazırlayacağım” deriz. Akşam olur, dosya ortada yoktur. Peki biz o gün ne yaptık? Hiçbir şey: işte en acı kısım da bu. Ya da o dosyayı yapmamak için o kadar çok uğraşırız ki, günümüzü doldururuz. Defalarca çay koyarız, sosyal medyada saatlerce kayboluruz, evde daha önce fark etmediğimiz bir tozu sileriz. Ama asıl yapmamız gereken şeyi yapmayız.

Akşam olduğunda da “Ben neden bu kadar işe yaramazım?” “Basit bir işi bile bitiremedim.” “Ben tembelim.” Gibi bir his çöker üstümüze. Bu düşünceler, başlayamamaktan bile daha yıkıcıdır. Yani özetle döngü şu şekilde işler: ADHD (DEHB) beyninle başlayamazsın, kendine kızarsın, bu kızgınlık ve baskı ertesi gün o işe başlamanı daha da imkansız hale getirir.

Bölüm 3: Günlük Hayattan Örneklerle “Başlama Felci”

Bana bu konuyla ilgili en sık sorulan sorulardan biri de Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu genellikle çalışırken mi fark edilir oluyor. Çünkü birçok insan iş yerlerinde genellikle bu durumu yaşıyor-okullarda yaşıyor ve özel hayatlarında daha da az gözlemleme fırsatı oluyor. Ama tabii ki hayır. Yetişkin ADHD (DEHB) aslında hayatın her alanında kendini gösterir:

Mesela Faturalar: Bir faturayı ödemek, online bankacılıktan iki tıktır. Ama DEHB’li bir beyin için o iki tık, bazen haftalar süren bir işkenceye dönüşür. Faturayı açarsın, sonra “Şifrem neydi?” diye düşünürsün. Telefonuna bakarken bir bildirim gelir, ona dalarsın. Saatler sonra fatura ekranının arka planda hala açık olduğunu hatırlarsın. Sonra kendini kötü hissedersin. Ve fatura bir sonraki aya kalır.

Veya Sosyal Hayat: Bir arkadaşının doğum günü var diyelim ve ona yazman gerekiyor. Ama ADHD nedeniyle “Nasılsın?” yazıp göndermek o kadar zordur ki. “Geç mi kaldım?”, “Acaba şöyle mi yazmalıyım böyle mi?” derken, o mesajı yazmak için kendinde bir türlü güç bulamazsın. Haftalar geçer, arkadaşlıkların da bu yüzden yıpranır.

Veya Öz Bakım mesela: Duşa girmek. Duş, 10 dakikalık bir işlem. Ama DEHB’li bir yetişkin için duşa girmek, havlu hazırlamak, suyun ısınmasını beklemek, saçını yıkama zahmeti, çıkınca vücudunu kurulamak, saçını taramak… Bunların hepsi ayrı birer görevdir. Ve tüm bu görevlerin toplamı, zihinde bir dağ gibi büyür. O dağın eteğinde bekler, “Şimdi değil, birazdan” dersin. Akşam olur, duş hala girilmemiştir.

Bölüm 4: Beklenen O An – “Son Dakika” Sihri

Ama işin bir de ilginç bir tarafı var. ADHD (DEHB) ile yaşayan hepimiz biliriz ki, o işe başlamak için gereken sihirli an, genellikle “yetişme telaşı”dır.

Sabaha yetişmesi gereken çok acil bir işin vardır. Akşama kadar huzursuzluktan kıvranırsın, bir türlü oturup yapamazsın. Saat gece 2 olur, panik başlar. İşte o an bir şey olur. ADHD (DEHB) ‘li beynin adeta bir kumar oynar. “Şimdi başlayıp bitirmezsem, yarın şöyle olacak-böyle olacak“ tehlikesi, o başlama duvarını yıkar. Oradaki tedirginlikle birlikte adrenalin devreye girer, hiperfoküs denen o ilginç moda geçersin ve sabaha kadar da çalışıp, belki de en iyi işini çıkarırsın.

Bu durum, ADHD (DEHB) ‘li biri için hem bir kurtuluş hem de bir lanettir. Çünkü beynin, “Bak, en iyi baskı altında çalışıyorsun” diye öğrenir. Oysa sen, o yapacağın işi sakin kafayla üç günde de yapabilirdin. Ama beynin, ancak hayati tehlike (yani son dakika) olduğunda çalışacak şekilde programlanmış olur. Bu da ADHD (DEHB) ile yaşayan birinin hayatını sürekli bir kriz yönetimine çevirir.

Bölüm 5: Peki Ne Yapmalı? (Küçük Adımlar, Büyük Zaferler)

Şimdi bu kadar karamsar tablo çizdikten sonra, “Peki çaresi ne?” diye soruyor olabilirsiniz. Bu yazıda size sihirli bir değnek sunacak değilim. Ama kendi tecrübelerimden ve gözlemlerimden yola çıkarak, bu ADHD (DEHB) kaynaklı “başlayamama” halini biraz olsun hafifletecek birkaç şeyden bahsedebilirim.

1. İlki ve en önemlisi: Her şeyi çok iyi yapmalıyım tuzağında kurtulmak. Başlayamamamızın en büyük sebeplerinden biri, işi kusursuz yapmak istememiz. Ama kusursuz yapmanın en büyük düşmanı da iyi olanı yapmaktır. O mutfağı toplarken, “Her yer pırıl pırıl olsun, dolapları da düzenleyeyim” demek yerine, sadece “Şu bulaşıkları makineye koyayım” de.

Mesela daha küçük hedefler koy kendine. ADHD (DEHB) ‘li bey nine “Tüm mutfağı topla” gibi dev bir komut verme. Çünkü bu onu yorar. Onun yerine “Tezgahı sil” komutu ver. Bunu yaptığın taktirde o küçük zafer, devamını getirecek olan dopamini de salgılamana yardımcı olabilir.

2. İkincisi: Zamanı kurallara bağlı daha net yönetmek. Bakın bu çok önemlidir. “Bugün şu işi yapacağım” demek, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğuna sahip biri için genelde işe yaramaz. Çünkü “bugün” dediğimiz kalıp çok uzun bir zaman dilimidir aslında. Onun yerine “Saat 10’da 15 dakika boyunca şu işi yapacağım” diye daha spesifik bir zaman adacığı belirle. 15 dakika, beynin kabul edebileceği bir süredir. O 15 dakika dolduğunda dur. İstersen devam et, istersen bırak. Önemli olan, o duvarı ilk kez aşabilmiş olmandır.

3. Üçüncüsü: Dışarıdan bir baskı veya destek unsuru yaratmak. Bir arkadaşına “Saat 8’de şu işe başlayacağım, bana mesaj atar mısın?” diyebilirsin. Ya da kendine bir ödül ve ceza sistemi kurabilirsin. Mesela “Bu işi yapmadan kahve içmek yok” gibi. Bu, beyninin ihtiyaç duyduğu o aciliyet hissini yapay olarak yaratmanın bir yoludur.

Sonuç: Kendinize Şefkat Gösterin

Bakın, biliyorum. Bunları dinlemek kolay ama uygulamak çok zor. Çünkü her sabah o sıfır noktasından başlamak, o duvarla tekrar tekrar yüzleşmek gerçekten yorucu. ADHD (DEHB) ile yaşarken kendinizi “hiçbir şey yapmaz” gibi hissettiğiniz anlar da oluyor.

Ama şunu unutmayın: Siz tembel değilsiniz. Yalnızca sizin beyniniz, farklı çalışıyor. Bu farklılık da bir eksiklik değil. Bazen bir sorun gibi görünse de, aslında bir yönüyle bir üstünlük de olabilir. O hiperfokus anlarında neler başardığınızı bir düşünün. O yaratıcılığı, o problem çözme yeteneğini…

Belki de mesele, kendimizi “normal”e uydurmaya çalışmayı bırakıp, ADHD (DEHB) ile kendi beynimizle çalışmanın yollarını bulmaktır.

Umarım muhteşem bir hayatınız olur.

Bizi sosyal medyada takip edin:
YouTube | Instagram | Spotify | WhatsApp TikTok