Özgüven, gün içinde yaptığımız küçük ama tekrar eden davranışlarla şekillenir. Çoğu zaman fark etmeden edindiğimiz bazı alışkanlıklar, özgüvenimizi yavaş yavaş aşındırır. Peki, özgüveni düşüren alışkanlıklar nelerdir? Bu yazıda, özgüven üzerinde doğrudan etkisi olan psikolojik alışkanlıkları ve bu alışkanlıklardan nasıl kurtulabileceğinizi ele alıyoruz.
Özgüven sorunu yaşıyorsanız, bu davranışları yapma ihtimaliniz oldukça yüksek. Gelin, özgüveni düşüren alışkanlıkları birlikte inceleyelim.
Özgüveni düşüren alışkanlıkların başında, kendimizi ve hayatımızı sürekli başkalarının hayatıyla kıyaslamak gelir. Sabah telefonunuzu elinize alıyorsunuz; birinin tatili, birinin ilişkisi, birinin başarısı… Ve fark etmeden kendi hayatınıza bakmaya başlıyorsunuz.
Burada özgüveni yıpratan asıl nokta şudur: Başkalarının yalnızca en mutlu ve filtreli hallerini görüyoruz. Kendimizin ise en kötü olduğumuz, belki de ihtiyaç duyduğumuz şeyleri ön plana çıkarıyoruz. Sonra “Ben neden böyle değilim?” sorusuyla buluyoruz kendimizi.
İşin ilginç tarafı şu: Çoğu insan aslında kötü hissettiği için kıyaslama yapmaz; kendini kıyasladığı için kötü hisseder. Sosyal medyada geçirilen beş dakika, özgüveni anında düşürebilir. Burada sorun hayatın kendisi değil, yorumlama biçimidir. Herkesin hayatının bir ritmi ve rotası vardır. Özgüveninizi korumak için şunu unutmayın: Başkalarının hayatı ilerliyor olabilir, ama bu sizin geride olduğunuz anlamına gelmez.
Özgüveni düşüren alışkanlıkların ikincisi, sürekli kendini eleştirmektir. Çoğumuz kendimizle nasıl konuştuğumuzu hiç sorgulamayız. Bir hata yaptığınızda içindeki eleştiren ses hemen konuşmaya başlar:
“Nasıl bunu yaparsın?”
“Gerçekten çok saçma.”
“Benden bir şey olmaz.”
Bu cümleler küçük gibi görünse de etkisi düşündüğümüzden çok daha uzun sürer. Çünkü insan, bir süre sonra tekrar edilen şeyi gerçek kabul etmeye başlar. Bu cümleler düşünce olmaktan çıkar, kimliğinizin bir parçası gibi hissettirir. Ve böyle olunca hata yaptığınızda “hata yaptım” demezsiniz; “ben zaten böyleyim” dersiniz.
Özgüveni korumak için şu ayrımı unutmayın: Biri davranıştır, diğeri kişiliğinizdir. Kişiliğe dönüşen eleştiri, özgüveninizi yavaş yavaş aşındırır.
Özgüveni düşüren alışkanlıkların üçüncüsü, mükemmeliyetçilik ve başlayamama döngüsüdür. Bazı insanlar bir işe başlamaz. Dışarıdan bu durum tembellik olarak yorumlanabilir, ancak nedeni tembellik değildir. Zihinde başka bir şey vardır: “Ya iyi olmazsa, ya harika olmazsa?”
Bu düşünceler küçük başlar ama zamanla büyür. Bir plan yaparsınız ama başlamazsınız, ertelersiniz. Çünkü mükemmeli kovalayan bir zihin için başlamak, risk demektir; hata yapma ihtimali demektir. Mükemmeliyetçi bir insan kendine şunu söyler: “Eğer bir işi harika yapamayacaksan, hiç yapma.”
Bu düşünce çok tehlikelidir çünkü hareketi durdurur. Bu şekilde hayatını sürdüren birçok insanın içinde o kadar çok “keşke” birikir ki… Bir süre sonra “Ben devam edemiyorum, hiçbir şeyi bitiremiyorum” hissi alışkanlığa dönüşür ve bu his normal algılanır. Zamanla özgüven farkında bile olmadan düşer.
Özgüveni düşüren alışkanlıkların dördüncüsü, sürekli onay arama davranışıdır. Bazı insanlar karar verirken yalnız kalamaz, tek başına bir karar alamaz. Bir mesaj yazmadan önce “Birine sorayım” der; bir seçim yapmadan önce “Acaba doğru mu?” diye durur.
Bu davranışın tehlikesi, çok masum görünmesidir. Hatta bu tür davranışları yapan insanlar “ne kadar sosyal ve fikir alışverişi yapan biri” olarak algılanabilir. Ancak bu kişiler uzun vadede kendi kararlarına güvenmeyi bırakır. Çünkü her karar dışarıdan doğrulanırsa, içsel referans zayıflamaya başlar. Bir süre sonra kişi “Ben kendi başıma karar veremem ki” diye düşünmeye başlar. Bu düşünce doğrudan özgüveni etkiler. Çünkü özgüven, sadece bir his değildir; kendi kararına güvenebilme becerisidir, kendi doğrularını yaratma sürecidir.
Ertelemeyi genellikle zaman yönetimi sorunu olarak algılarız. Ancak durum her zaman böyle değildir. Bazen erteleme, duygusal bir tepkidir. Bir şey yapılması gerekir ama kişi içinde bir ağırlık hisseder ve erteler. Her erteleme şunu söyler: “Şu an bunu yapacak durumda değilim.”
Bu cümle tekrar ettikçe kişi kendini daha az yeterli hissetmeye başlar. Özellikle küçük şeylerde bile: bir telefon görüşmesi, bir başvuru, basit bir görev… Zamanla şu döngü oluşur: Erteleme → suçluluk → daha az motivasyon → daha çok erteleme. Bu döngü kırılmadığında özgüven de yavaşça düşer.
Bazı insanlar için değer ölçüsü nettir: Başarı varsa değer var, başarı yoksa değer yok. Bu bakış açısı kültürümüzde oldukça yaygındır ama bir o kadar da yıpratıcıdır.
Bir gün işler iyi gider, kişi kendini iyi hisseder. Bir gün kötü gider, kişi kendini tamamen başarısız hisseder. Bu dalgalanma yorucudur. Çünkü kendimizi sabit bir yerden değil, değişken sonuçlardan değerlendirmeye başlarız. “Sadece iyi şeyler olursa kendimi değerli veya güçlü hissetmek” gibi koşullu bir iyilik illüzyonu yaratırız.
Oysa sonuçlar değişse de biz aynı insan olarak kalırız. Bu yüzden bugün yaptığınız bir hata, tüm kimliğinizi tanımlamamalıdır. Özgüveninizi sonuçlara değil, sürece ve kendinize bağlamayı öğrenin.
Özgüveni düşüren alışkanlıkların en yaralayıcısı, kendi ihtiyaçlarını sürekli geri planda tutmaktır. Bazı insanlar için “hayır” demek zordur. Birine yardımcı olur, bir isteği geri çevirmez, kendi planını bozar. Bunu yaparken genellikle tek bir düşünce vardır: “Karşı taraf üzülmesin.”
Ancak bu alışkanlık tekrarlandıkça kişi kendini unutmaya başlar. Önce küçük şeylerde, sonra büyük şeylerde… Ve bir süre sonra şunu fark eder: “Hep başkaları için yaşıyorum.” Bu farkındalık aşırı yaralayıcıdır ama geldiğinde özgüvenin nerede zedelendiği de anlaşılır. Çünkü kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen biri, zamanla kendi değerini de geri plana atar.
Burada anlattıklarımız büyük hayat krizleri değil; çoğu zaman çok küçük alışkanlıklar. Ama etkileri birikerek büyür. Ve bir gün kendimize şu soruyu sorarız: “Ben neden kendime güvenmiyorum?”
Cevap çoğu zaman karmaşık değildir: Günlük tekrarlar vardır. Düşünceler, davranışlar, alışkanlıklar… Özgüven bir anda inşa edilen bir şey değildir; ama bir anda da kaybolmaz. Yavaş yavaş şekillenir.
Ve en önemli nokta şu: Bu döngüyü fark ettiğinizde değiştirebilirsiniz. Özgüveni düşüren alışkanlıkları tanımak, özgüveninizi yeniden inşa etmenin ilk adımıdır.
Umarım harika bir hayatın olur.