“Zihnim susmuyor” diyorsanız, muhtemelen overthinking (aşırı düşünme) tuzağına düşmüşsünüzdür. Sürekli tekrarlayan düşünceler, zihinsel bir sarmal haline gelir ve sizi “Bir türlü rahatlayamıyorum” ya da “Hiç kimseye bir şey anlatamıyorum” noktasına getirir.
Bu yazıda, overthinking ile nasıl başa çıkabileceğinizi, zihninizin neden sürekli çalıştığını ve asıl amacın “susturmak” değil, sağlıklı bir mesafe koymak olduğunu anlatacağız.
Overthinking, zihninizin durmadan çalışması değil, belirli kalıplarda hapsolmasıdır. Bu belirtiler size tanıdık geliyor mu?
Endişe zinciri: Bir kaygı, bir diğerini tetikler.
Ruminasyon: Aynı olayı veya geçmiş bir hatayı tekrar tekrar düşünmek.
Bitmeyen iç konuşma: Zihninizde sürekli bir diyalog veya eleştiri sesi.
İç huzursuzluk: Kelimelere dökülemeyen, bedende hissedilen bir gerginlik.
“Zihnim susmuyor” derken aslında bu deneyimlerin hepsini tek bir cümleye sığdırıyoruz. Peki, bu bir arıza mı? Hayır. Zihin, doğası gereği tehditleri fark edip riskleri hesaplamak için tasarlanmıştır. “Acaba?”, “Ya olursa?” senaryoları onun işlevsel yanıdır.
Asıl sorun, bu düşünceleri mutlak gerçek olarak algılamaya başladığımızda ortaya çıkar. Zihin “Yetersizim” dediğinde, bunu bir veri değil, bir gerçeklik olarak kabul ederiz. İşte overthinking tam da burada başlar: Düşünceyle gerçeklik arasındaki mesafe kaybolur.
Zihni susturmak mümkün veya gerekli değildir. Hedef, overthinking sarmalından çıkıp zihinle sağlıklı bir ilişki kurmaktır.
“Bunu düşünmemeliyim” demek, düşünceyi daha güçlü hale getirir. Düşünceler komutla kapanmaz. Overthinking ile mücadelede ilk adım, onunla savaşmayı bırakarak enerjinizi doğru yöne kanalize etmektir.
“Ne düşünüyorum?” sorusuna takılıp kalmak yerine, “Zihnim şu an ne yapıyor?” diye sorun. Bu farkındalık, size kritik bir mesafe kazandırır:
“Zihnim şu an felaket senaryosu yazıyor.”
“Düşüncelerim geçmişi tekrar oynatıyor.”
“Zihnim beni korumaya çalışıyor ama abartıyor.”
Beden gerginken zihnin sakin olmasını beklemek, yüksek devirde çalışan bir motordan sessizlik beklemek gibidir. Overthinking fiziksel bir gerginlikle el ele ilerler. Şunları deneyin:
Nefesinizi yavaşlatın.
Ayaklarınızın yere bastığını hissedin.
Kas gerginliklerini fark edip gevşetin.
Beden sakinleştiğinde, zihin de doğal olarak bir adım geri çekilir.
Zihnin “tamamen susmasını” beklemek, ulaşılamaz bir hedeftir ve hayal kırıklığı yaratır. Asıl amaç, düşünceler varken bile işlevsel kalabilme, yani hayatınıza devam edebilme kapasitenizi artırmaktır.
Overthinking, çoğu zaman hissedilmeyen duyguların dışavurumudur. Bastırılmış öfke, yas, korku veya kaygı, düşünce olarak zihinde dolaşır. Kendinize sorun: “Zihnim susmuyorsa, acaba hangi duygu duyulmak istiyor?” Bazen çözüm daha az düşünmek değil, daha çok hissetmektir.
Overthinking herkesin başına gelebilir, ancak hayat kalitenizi belirgin şekilde düşürüyorsa, bu bir uyarı işaretidir. Şu durumlarda bir uzmandan destek almayı düşünün:
Uyku düzeniniz bozulduysa.
Dikkatinizi toplamakta ciddi güçlük çekiyorsanız.
İlişkileriniz ve işlevselliğiniz etkilenmeye başladıysa.
Bu bir zayıflık değil, öz-bakım ve güçlülük göstergesidir.
Zihniniz sussun diye savaşmayı bırakın. Overthinking, yenmeniz gereken bir düşman değil, bazen abartan bir arkadaş gibidir. Mesele, onu susturmak değil, her söylediğine inanmayı bırakmaktır.
Zihninizin konuşmasına izin verin, ancak direksiyonu ona bırakmayın. Bu mesafeyi kurabildiğinizde, “Zihnim susmuyor” sözü, artık bir çaresizlik ifadesi olmaktan çıkıp, yalnızca bir gözlem haline gelecektir.
Unutmayın: Overthinking, çoğu zaman hassasiyetinizin, farkındalığınızın ve yük taşıma çabanızın bir sonucudur. Yalnız değilsiniz ve bu durumla baş etmek, ilişkinizi dönüştürmekle mümkündür.